AV. MERT ARSLAN: “SANSASYONEL OLAYDA ÇORLU’NUN ADININ GEÇMESİ BİZİ ÜZDÜ’

tarafından
249
AV. MERT ARSLAN: “SANSASYONEL OLAYDA ÇORLU’NUN ADININ GEÇMESİ BİZİ ÜZDÜ’

36 Milyon Dolarlık Cumhuriyet tarihinin en büyük dolandırıcılığı olayı ile ilgili İsviçreli maden firmasının Çorluda ki hukuk temsilcisi Avukat Talat Mert Arslan; “Bu denli sansasyonel bir olayda ilçemizin adının geçmesi ve ülkemizin uluslar arası ticari itibarının zedelenmesi hukuksal mücadelemizin yanında bizleri fazlasıyla üzmüştür” dedi. 36 Milyon Liralık bakır yerine bakır rengine boyanmış tuğla gönderildi Tekirdağın Çorlu İlçesi sınırları içerisinde bulunan bir bakır fabrikası ile 36 Milyon dolarlık bakır anlaşması yapan İsviçre merkezli bir madencilik firması Çin’de teslim almak üzere Tekirdağın Çorlu İlçesinde ki bir firmadan 36 milyon dolara bakır külçeler satın aldı. İsviçreli firma anlaşmanın ardından Çorluda ki firmanın bakırları Çinde ki işletmesine gönderilmesini talep etti. Anlaşma gereği 45 konteyner 8 gemi ile yola çıktı. Konteynerleri Çinde teslim alacak olan İsviçreli firma yetkilileri konteynerler açıldığında adeta şoka uğradı. Konteynerlerin tamamından bakır rengine 36 Milyon dolarlık bakır ağırlığında boyanmış tuğla çıktı. Olayla ilgili soruşturma başlatan Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı, bu firmaya 36 milyon dolar karşılığında kaldırım taşı yollayan çeteye soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 11 şüpheli önce ev hapsi verilerek serbest bırakılmış sonrasında ise savcılığın itirazı ile yakalanarak tutuklanmışlardı.
Avukat Talat Mert Arslan; “Haciz için gittiğimizde şirkete ve şirket yetkililerine ait evraklar çalışanlar tarafından yakılıyordu”
Yaşanan 36 Milyon dolarlık Cumhuriyet tarihinin en büyük dolandırıcılık olayına ilişkin İsviçreli firmanın Çorluda ki hukuk temsilcisi Talat Mert Arslan yaşanan son gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu. Arslan; “ Müvekkil firma uluslararası alanda ticaret yapan güçlü bir şirkettir. Daha önce firma yetkilileri ile yapmış olduğu ticaretler karşılığında duyulan güven kapsamında bakır alabilmek maksadıyla şirkete banlka yolu ,ile nakit 36 Milyon dolar para göndermiştir. Tewslimat için konteynerler açıldığında bakır yerine bakır rengine boyanmış kaldırım taşlarının çıkmasıyla müvekkil şirket tarafından dolandırıldığını anlamıştır. Yaşanan dolandırıcılık olayından sonra tarafımızca Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyette bulunduk ve firma adresinin Çorlu olması nedeni ile dolandırıcılık faaliyetini yürüten firma hakkında gönderilen paranın iadesi için müvekkil tarafından yüklü miktarda teminat yatırılmasının ardından Çorlu Ticaret mahkemelerinden ihtiyati haciz kararı çıkarttık. Haciz ve muhafaza işlemleri devam ederken firma tarafından kötü niyetli olarak konkordato yoluna gidildi. Firma yetkilileri şu an ceza evinde olup haksız konkordato kapsamında mal varlıklarını başka bir şirkete kaçırıp işlemler yaptığını tespit etmemiz üzerine 26 Mart 2021 tarihinde yeniden fabrika adresine gittik. Fabrikanın içerisinin adeta talan edildiğini ve fabrikanın tamamının boşaltıldığını gördük. Hatta şirkete ve şirket yetkililerine ait evrakların çalışanlar tarafından yakılıyordu. Bu süreçte gerek bizler gerekse de tüm icra daireleri, ticaret mahkemeleri büyük baskı alınmaya çalışıldı. İşlemleri geciktirmek için haksız yere birçok şikâyette bulundular. Yaşanan olay Cumhuriyet tarihinin rakam olarak en büyük dolandırıcılık hikâyesidir. Bu denli sansasyonel bir olayda ilçemizin adının geçmesi ve ülkemizin uluslararası ticari itibarının zedelenmesi hukuksal mücadelemizin yanında bizleri fazlasıyla üzmüştür. Müvekkil şirket ve avukatları olarak bu davanın bir an önce sonuçlanmasını ve müvekkilimizin zararının karşılanmasını ümit ediyoruz” dedi. Arslan; “Başta güven kazanıp sonra dolandırıyorlar” İsviçre merkezli maden firmasının Çorluda ki hukuk temsilcisi Avukat Talat Mert Arslan açıklamalarının devamında; “Burada çok ciddi örgütlü, organize ve planlı bir dolandırıcılık durumu söz konusudur. İlk başta yabancı firmalarla düzgün bir ticaret anlayışı ortaya koyuluyor. Fakat daha sonrasında güvenlerini kazandıkları firma ile yüksek hacimli ticaret anlaşması yapıp dolandırıyorlar. Sözde çok itibarlı şirketler, sözde “yan yana olsak da ikimiz farklı şirketleriz” savunması yapıyorlar. Fakat bu olayda olduğu gibi bir gecede tabelalar iniyor ve yeni tabela asılıyor. Yurt dışına ithalat yaparak ülke ekonomimize ciddi katkılarda bulunan Türk firmaları da bu tür dolandırıcılar yüzünden itibar kaybına uğrayabiliyor.